Hayat Pahalılığı İle Mücadele

  • 25.08.2022 11:23
  • (2)

Hayat pahalılığı da denilen Enflasyon ansızın gelişen bir durum olmadığına önceki yazımızda değinmiştik. Bir süreç halinde gelişen ve büyüyen enflasyonist etki ise bir takım gerekçelerle gelişmiş olsa da temelinde, zamanında ihmal edilmiş ya da bir politika çerçevesinde atılmamış adımlardan oluşmaktadır. Gerektiğinde yapılmayan müdahaleler aynı anda yapılan yanlış adımların alternatifi olarak kalmaktadır.

Bir aile babasının yaptığı yanlışlar aile fertlerini mağdur ederken yerel yönetimin yaptığı yanlışlar ise o bölge insanını mağdur etmektedir. Aynı şekilde bir devleti yönetenlerin yaptığı hatalar ise o ülkede yaşayan tüm fertleri mağdur etmekte, ülkenin geleceği olan gençlerin hayallerini bitirmektedir. Yapılan yanlış politikalar bedelini tüm ülkenin ödediği büyük bir çığa dönüşmektedir. Türkiye tam olarak bu iklimi yaşamakta olup hangi halde olduğunun adını dahi koyamamaktadır. Toplum nazarında devlete olan güven hızla değerini yitirirken bu durum kendini enflasyon gibi bazı soyut olgularla göstermektedir. Bu güvensizlik ortamına toplumun yaşam biçimini etkileyen birçok örnek verilebilir ancak konumuz ekonomi olduğundan başka alanlarda fikir belirtmek doğru olmaz.

Ülkedeki ekonomik seyir toplumun en küçük birimine kadar herkesi kavururken insanların kazandıklarına göre imkânları kısıtlanmakta ve refah seviyeleri hızla düşmektedir. Ülkede yaşayan herkesin aynı gemide olduğunu söyleyen yetkililere inanmak başını kuma gömen deve kuşundan farksız bir durumdur. Zira o geminin motor kısmı olduğu gibi kaptan locasının olduğunu da göz önünde bulundurmak lazım. Türkiye şu an öyle bir gemidir ki toplumun bir kısmı yaşadığı geçim sıkıntısından bulunduğu geminin kazan dairesinden güvertesine hiç çıkamamaktadır. Uzun yıllardır geminin güvertesinde ve localarında yaşayanlar ise bu adaletsiz durumu daha çok şikâyet ederek bastırmaktadır. Aynı gemi deyince insanın aklına gelen eski bir Türk filmi ‘Tarkan’ın gemide kürek çeken halidir. Toplumun büyük kısmı sürekli olarak gemide kürek çekmeye mahkûm edilirken küçük bir azınlığı ise geminin localarından denizdeki mehtabı izlemektedir.

Konu başlığımız çerçevesinde bu yazı hayat pahalılığı yani enflasyon ile mücadele olması gerekirken devlet ciddiyetine yakışmayan laubali politikacıların gündem saptıran görüşleri ile bu yazımızı da meşgul etmiş oldular. Bilmem ki bu ülkenin asıl konuşması gereken ekonomik kalkınma, eğitimde dünyadaki yerimiz, sağlıkta yaşanan sorunlar, beşeri sermayenin ülkeden kaçmasının nasıl önüne geçileceği ya da adaletin kırıntılarının toplumu hangi hallere düşürdüğü gibi konuların çözümü ne zaman konuşulur? Zira bugün Türkiye’de yaşan herkes en az bir Kanada, Finlandiya, İzlanda vatandaşı kadar refah içinde yaşamayı hak ediyor. Özgürce yaşamayı, hayal kurmayı, kurduğu hayalleri gerçekleştirmek için sarf ettiği çabanın boşa gitmeyeceği bilincini bizim çocuklarımızın da hak ettiğini düşünüyorum.

 “Adalet Mülkün Temelidir.” yazısını kurumlarına asanlar astıkları bu tabelada ne yazdığını iki ellerini başlarına koyarak düşünmelidir. Yolsuzluğun, liyakatsizliğin olduğu yerlerde devlet imkânlarını kendi adına kullanan yöneticilerin hemen arkalarına sayın cumhurbaşkanımızın portrelerinin asılmasının da önüne geçilmelidir. Aksi halde bu durum yanlış anlamların oluşmasına sebebiyet vermekte olup devlet büyüklerimizin imajını zedelemektedir.

1995 yılında İsveç’de Maliye Bakanı Mona SAHLİN devletin kendine tahsis ettiği kredi kartı ile gittiği markette dalgınlıkla toblerone marka çikolata almıştır. Devletin tahsis ettiği kredi kartı ile şahsi harcama yaptığı gerekçesi ile kendisine soruşturma açılır ve tüm harcama ve mal varlığı araştırılır. Bu araştırma ve soruşturma başlarken bakan soruşturmanın etkilenmemesi için istifa eder. Soruşturma sonunda dalgınlıkla çikolata aldığını, gereken tazminatı ödeyeceğini belirterek tüm İsveç halkından özür diler.  Sahi neden bizim toplumumuzdan böyle yöneticiler, bakanlar, milletvekilleri ya da bürokratlar çıkmıyor? Hâlbuki ülkemizde yaşanan aksaklıkların en muazzam örnekleri diğer ülkelerde var. Yoksa bizim geminin localarında oturanlar rahatları bozulmasın diye kürek çekenlerin güverteye çıkmasını mı istemiyor?

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Son Haber (www.duzcesonhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • kameraman
    kameraman
    26.08.2022 01:08

    böyle bakanlar çizgi filmlerde bile olmaz insanlar doğruyu görmesin örnek olarak diye. bizde daima sapkınlıklar ve dürüst olmayan ilişkiler var.

  • kameraman
    kameraman
    26.08.2022 01:07

    yok canım öyle bakanlar ancak çizgi filmlerde olur bizde bunu konuşmak istemek bile insanı baskıya tabi tutar