• 17.03.2022 10:55

Düzce Belediyesindeki yeni yapılanmaları duyunca herkes gibi merakla kadrolara baktım. Bir umut beklenti içine girdim  yeni, enerji dolu, projeler üretebilecek liyakat sahibi bir kadro gerçekten oldu mu diye, tabi ki hayaller hayatlar misali aynı kişiler sadece yer değiştirmişti. Hani bir oyun vardı bilirsiniz müzik başlar herkes sandalyeden kalkar müzik kapandığında herkes bir sandalyeye oturur o misal :)

Tüm bu haberlerin içinde en dikkatimi çeken de Oğuzhan Küçük haberi oldu. Adam evet eğitim açısından bakıldığında belki o pozisyon için eleştirilebilir ama neden sadece Oğuzhan Küçük? Ona varana kadar eğitim seviyesi onunla aynı ya da altında olan o kadar kişi var ki orada. Ki bu adam daha yeni geldi genç beyin daha denemedik bile. Ötekileri yıllarca denedik ve hüsranken bi kendini gösterme fırsatı vermek gerekmez mi? Yine herkesin eleştirmeye korktuğu hiçbişey yapmadan oraya gelen dinazorlardan biri olsaydı daha mı iyiydi diye insan kendine sormadan edemiyor.

O kadroları hepimiz az çok tanıyoruz biliyoruz siyasi geçmişleri, bağlantıları vs olan defalarca denenmiş ve bulundukları dönem dinin önce yakınındakine yardım edeceksin emrini tamamen yanlış anlayıp tüm akrabalarını liyakatlarının uymadığı yerlere haksızca istihdam eden insanlar çoğu. Ki zaten ülkenin sorunu bu gelenler devletin emanetine sahip çıkıp Hak için Hakkı vermeyi unuttukları için şu anda bu kadar karmaşa.

Oğuzhan Küçük ise daha yeni yeni gençlik kollarında siyasi geçmişi olan bir aday. Bir bekleyelim, belki gençliğinin ve enerjisinin verdiği güçle bu kendini kanıtlama fırsatını sadece kendi ve çevresi lehine değil Düzce halkına hizmet olarak değerlendirir. Ki geldiği pozisyon aylardır esnafın çözüm bekleyen sorunlarının olduğu kritik bir birim, kim bilir belki dengeyi öyle bir sağlar ki ne devletin hakkı kişilere geçer ne de kişiler devlet hizmeti verirken mağdur olur. O yüzden izin verelim de kendini göstersin bakalım.

Bu arada yıllarca huzurumuzu çalıp huzur hakkı adı altında maaş alanlara da iki çift lafım var, efendiler ölüm var ölüm! Ve devlet kademesindeki alınan hak tüm halkla helalleşmeden ödenmez o yüzden bu zamana kadar bişey yapmadınız ve eğer gene yapmayacaksanız çekilin yapacaklar gelsin.

Gönül ister ki gıptayla bakılan herkesin orda yaşamayı hayal ettiği Avrupa gibi bizde de bütün kadrolar liyakat ve vicdan sahibi profesyonellerle dolsun. Aslında öyle bir cennette yaşıyoruz ve o kadar şanslı bir milletiz ki tek sorunumuz liyakat yoksunlarının bir yerlere gelip liyakat sahiplerini küstürüp ülkeden kaçırması. Zaten ilerleyen yazılarımda tek tek bütün sistemlerde karşılaştırmaları yapıcam, o zaman daha net anlaşılacak ne demek istediğim. Yazıma Mehmet Akif’in İstiklal Marşındaki bir dizesiyle son vermek istiyorum kim bilir belki birilerini kendine getirir;

Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan Şüheda,

Canı, cananı bütün malı alsan da Hüda,

Etmesin beni tek vatanımdan dünyada cüda…

Umarım şühedaların canları karşılığında alıp bize teslim ettikleri bu vatanı, aldığımız tüm görevlerde serdengeçti olarak en iyi şeyleri yapar ve çıtayı yükselterek bir sonraki nesile bayrağı teslim ederiz.

Hı bu arada bu eleştirilerimle kimseyi özel olarak hedef almıyorum, ya da kimseyle kişisel bir sorunum yok o yüzden kimse kişisel algılamasın, amacım tüm vatanseverler gibi sadece geniş pencereden bakılıp hatalardan ders alınması ve ülkemin layık olduğu seviyeye gelmesi..