• 1.11.2021 10:22

1961 senesinde ilk Türk işçi kafilesi Haydarpaşa garından Düsseldorf tren garına vardığında, karşılarında dilini ve kültürünü bilmedikleri bir ülke vardır. Almanya’da tek var oluş sebepleri olan emek güçlerine güvenen bu insanlar ‘misafir işçiler’ alman  madenlerinde ve Ford fabrikalarının iş bantlarında, kuvvetlerinin sonuna kadar çalışacak ve paydos sonrası Alman toplumundan uzak barakalarına çekilecektir. Çok zor koşullarda ve şartlarda yaşama tutunacaklardır.

Ankara’nın gözünde birer döviz kaynağı, onların gözünde ise salt işgücü olarak algılanan Türkiye kökenli emekçilerin durumu, 1973 senesinde kökten bir değişime uğrar. O sene yaşanan petrol kriziyle birlikte Almanya işçi alımını tek taraflı olarak durdurur. Ülkede bulunan yaklaşık 1 milyon Türk artık daimî kalıcı yabancı statüsüne sahiptir.

Aynısı şimdilerde Türkiye için geçerli. 2023 Yılına diderken göçmen politikası bir değişime sebebiyet verebilir.Düzce Türkiye’de en fazla Afgan göçmenin bulunduğu iller arasında. Bunun nedeni Yıllardır Düzce’de bulunan Afgan ve Türkmenler. Afgan dağlarından ve İran’dan Kuru ekmek ve pişmiş yumurta ile yola çıkan Afganlar 10-15 günlük çoluk çocuk yollara düşerek giriş yaptıları doğu illerinden Türkiye’ye yayılıp hayata tutunmaya çalışıyorlar.

1960 lı yıllarda  Almanya‘nın en yüksek tirajlı haftalık siyasi mecmuası Der Spiegel şöyle bir manşet atar: ‘İmdat! Türkler geliyor.’ O gün yaratılan olumsuz söylem, sonraki yıllarda da devam edecek ve Türk göçmenlerin Almanya’daki varlığı üzerinden dışlayıcı bir anlatım yaratılacaktır.

Şimdilerde ise Türk ve Avrupalı gazeteler ‘’Eyvah Afganlar geliyor.’’ diye manşet atarken pazarda karşılaştığı bayana ben muz yiyemiyorum diyen amcaya biz kendi paramızla alıyoruz diyen göçmen hanımefendi tukaka ve hatta muz yeme görüntüsü çekip tahrik edilen ve tahrik olan bir millet bu yüzden sınırdışı edilen  hayatlar.Tarih tekerrür ediyor. Veya etme bulma dünyası.

90’lara gelindiğinde Almanya’daki Türk vatandaşlarının sayısı 1,7 milyonu bulmuştur. 2020 yılına geldiğimizde Türkiye’de 6 milyon göçmen bulunmakta.

Berlin duvarının yıkıldığı ve iki Almanya’nın birleştiği bu dönemde ‘Türkler’, yeniden hortlamakta olan Neonazi gruplarının açık hedefi haline gelir. Daha sonra ‘Türk avına’ çıkacak NSU terör örgütü işte bu yıllarda kurulur. Şimdi bizimde İran sınırımıza duvar örüyoruz. Muz yiyenler avına çıkıyoruz.

Emek Göçü’nün 60’ncı yılında Alman siyasetinin, Covid aşısını bulan ve dünyaya deva dağıtan Uğur Şahin, Özlem Türeci ve birçok başka Türkiye kökenli insanın gösterdiği başarılar karşısında bir günah çıkarma mı yaşıyoruz, yoksa Alman toplumu gerçek anlamda göç olgusunu kabullenmeye mi başlıyor? Hayır ihtiyacı olmasa kimse kimseye bir kaşık su vermez.

Bizlerde Ülkemizde bulunan Türkmen,Afgan,Iraklı,Suriyeli göçmenler ile yaşamaya alışmalıyız. Kabullenmeliyiz ve toplumların Türk toplumuna entegrasyonu için kurumlar ve dernekler kurup adaptasyon ve kabullenme sürecini sancısız atlatmaya çalışmalıyız.

Esas sıkıntı bir iktidar değişiminde Almanya’da yaşananların aynısının ülkemizde yaşanmayacağının garantisini verememesidir. Veya iktidar değişiminde göçmen politikasını kaşımanın inanılmaz prim yapması.

Kimse kıymetini bilmiyor. Gurbetin. Kimse gurbette olmanın inanılmaz ezikliğini hissetmeden hayata bakış açımızı  hemen oranın asli unsuru gibi davranarak hayata devam etmeye gayret ediyoruz.

Ve 60yıl sonra Almanya’ya göç eden Türklerin çektiklerin aynısını bugün Türkiye’de yaşamaya çalışan göçmenlerin yaşadığını düşünmüyor isek sıkıntı başlamış demektir.

Bütün Türkiye bir elleri yağda bir elleri balda nargile içip, muz yiyip, denizlere girip sahilleri işgal ettiklerini düşünüyoruz.

Bu pandemi dönemini iyi kullanıp Dövizin yüksekliğini fırsata çevirip gelen göçmenleri üretime kanalize eder isek Almanya gibi zenginleşip level atlama imkanı varken bunu bir çekememezlik politikasına veya göçmen düşmanlığına evriltip birbirimizi suçlayıp siyaset üretir isek Türkiye için sanayi ve üretim devrimini kaçırmış oluruz.

Bizim Almanlardan farkımız Biz Türk ve Müslüman bir milletiz.

10yıldır devam eden göçmen politikası ,  davranışları ve tepkimeleri son yıllarda aşırı derecede yıpranmış ve düşmanlığa dönüşmüştür.

Bu durum hem ülkemize ihanet hem de kaçan bir fırsattıttır.

Geri gönderelim derken Almanya’daki insanlar ne kadarı geri döndü.

Herkes memnun yerinden kurban vermez isek siyasete…,