İÇİMİZDEN GEÇTİN MERYEM!

  • 8.12.2023 11:28

Uzun zamandır sosyal medyada gördüğümüz ailece aklımızda olan ama bir türlü izleme fırsatı bulamadığımız büyükşehirlerde kapalı gişe temsil edilen ve yıl sonuna kadar her gün bir sahnede izleyici ile buluşacak olan Tiyatro Ankebut’un bir temsili olan, Nurdan Albamya İnce’nin sahnelediği “Filistin Hakkında Konuşmalıyız” adlı oyunu izlemeye  Düzce’deki bine yakın Filistin için yüreği ağlayan insan gibi ailece gittik.

Oyunun geliri Gazze’ye aktarılacağı için gelemediği halde 10-20 tane bilet alan dostlarımız, destek verenlerde vardı.

Neden Ankebut Tiyatrosu denildiğinde Ankebut suresi , ismini kırk birinci âyette geçen ve “örümcek” anlamına gelen el-ankebût kelimesinden alır. Bu âyette Allah'tan başkasına güvenenlerin durumu, ördüğü ağa güvenen örümceğin haline benzetilir ve ağdan ibaret olan örümcek evinin evlerin en çürüğü olduğu açıklanır.

Ankebut suresi 69 ayet her bir ayet kurşun gibi ,inanan insanın yüreğine su serper  veya yakar deler geçer.

Neyse biz gösterime gelelim.

Oyun Filistin’de Mescidi Aksa'yı gören  tek gözlü bir evde Mescidi Aksa’nın bekçisi annesi ile inşaatlarda çalışan babasını ve eşi Hamza ile günlerini anlatan evini eşek arılarına  satmayan 10 tane anahtara sahip çıkmak için yerini ,yurdunu ,Filistin'i terkmetmeyip penceresinden Mescidi Aksa’yı izleyen Meryem’in hikayesini anlatıyor.

Neden 10 anahtar diye araştırdım. Mescid-i Aksâ'nın 15 kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan 5'i kullanıma kapalıdır.10 tanesi açık, kalan 5'i ise kapalıdır. "Mescid-i Aksa Kapıları" anahtarları (1967'de İsrail işgal güçleri tarafından el konulan Megaribe Kapısı'nın anahtarları hariç) İslami Vakıflar Müdürlüğü'nün mülkiyetindedir.

Bu 10 anahtarın emanetçisi olduğunu düşünüyorum.

Neyse oyun ve tiyatro ismi hakkında kitap yazabilirim.

‘’Ama bu günlerde tiyatro mu olur? Saçmalık!’’ diyen sofi kardeşimize inat ''Çocuklar bombalardan kömür olmuş, 17500 insan ölmüş Gazze yerle yeksan olmuş. Siz hala sanat diyorsunuz.

Sadece sanat demiyoruz.

Boykot diyoruz.

Eylem diyoruz.

Soykırım diyoruz.

Konser diyoruz.

Dua diyoruz.

“Ben ne yapabilirim ki” diyen milyarlarca insan bir yerde soykırımı izlemek ve zulme razı olmak anlamında tek bir kişi gibi hareket ederken beraber olmak adına inadına oradaydık.

Bilet hediye ettiğim ismini dahi bilmediğim genç kardeşim ve annesi acaba gelebildiler mi?

Benim için çok önemli.

Çünkü genç kardeşim.

Filistinlilerin topraklarını sattıklarını bize ihanet ettiklerini söylediğinde ona ne söylesem önemi yoktu.

Bu oyun onun sorularının cevabı idi. Ve gençlere ancak bu tip sanatsal tiyatro vb aktiviteler ile en güzel anlatabilirdik.

Acaba geldi mi?

Neyse.

Oyun başladığında  salon nefes dahi almıyordu.

Yanımdaki 14-15 yaşlarımda ki hanımefendi babasına ''Baba bu bir kukla gösterisi mi?'' diye sorduğunu duydum.

Babasının ‘’biraz sabır ‘’dediğini işittim sadece.

Meryem, tam bir Filistinli. Filistin’in ta kendisi hatta her gün evi bombalanan annelerin bir çoğuna benzettim . Evi Mescid-i Aksa’nın sınırları içerisinde tek göz küçük bir ev. Penceresini açtığı zaman Kubbetü’s-Sahre’yi gören pencereleri demir kafesli bir ev.. Annesi Mescidi Aksa’nın bekçilerinden. Babası evlerini yıkmaya gelen İngizliz sarışın kızla buldozerler altında ezilen direnişin şehitlerinden birisi. Kendisi gibi kocası da  yetim olan Hamza, barikatların yılmaz bekçisi ve bir piknikte bombalanarak şehit olan Hamza. Eşinin vefatında doğmamış bebeği de esasen  dördünü de şehit vermiş Meryem’in hikayesi. Evinde, "evladım" dediği kafesinde bir kuş bir de çiçeğiyle ve sevdiklerini ve düşmanlarını temsil eden kuklaları ile yaşayan Meryem. Ama ne yaşamak! Her gün kapısını çalan işgalcilerin(burada en çok hoşuma giden eşek arıları sesi)evini satma baskılarını kahramanca reddeden kapıdan kovan açık çekleri yırtıp atan ve kinini, öfkesini, idrakini kuklalarıyla konuşarak Özgür Filistin’i kendi Dünyasında yaşayan Meryem…

Ah imkân olsa da herkes izlese özellikle İsrail’in yaydığı Filistinliler toprak sattı diyenlerin ve bize ihanet etti diyen uşaklarının laflarına inanan milyonlar bir izlese Meryem’i. En çok da gençler.

 Hele de o sabah namazı Mescidi Aksa'yı gören pencerenin dibinde ki Allah'a yakarış anlarını bir izlese ve  bu duaya ‘’amin’’ dese.

En sonunda da bedava bilet verdiğim halde tenezzül dahi etmeyen dostlarım ve afişlerini asmaları, bilet satmaları için ziyaret ettiğim mekan ve cafeler destek vermeseniz de bir A4 kağıt afiş te asmasanız bine yakın insan oyun bittiğinde gözyaşlarını siliyordu.

Yanımdaki küçük  hanım efendi ve ben utanmasak hıçkıra hıçkıra ağlayacaktık Meryem’e.

Yok yok halimize..

Gelenler tek kişilik bir ordu timsali duran bir Filistin’li Meryem’in hikayesini dinledi.

Ve ağladı.

Işıklar yandığında herkes ayakta performansı alkışlarken esasen Nurdan Albamya İnce’nin izleyicileri selamlarken yaptığı çağrıda dediği gibi  “Biliyorum, hiçbirinizin vakti yok dinlemeye. Ama biz yine de Filistin hakkında konuşmalıyız.” diyerek vaktini ,70 dakikasını ayıran ve Filistin hakkında dertlenenler kendilerini dakikalarca alkışladılar.

Kaçıranlara tavsiyem özellikle çocuklarınızı alıp mutlaka bir yerlerde izleyin.

Meryem’in hikayesi içinizden geçecek.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Son Haber (www.duzcesonhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.