• 16.11.2021 11:16

Feodor Mihayloviç Dostoyevski 30 Ekim 1821 yılında Moskova'da doğdu. Askerden sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.Yani umudunuz kırılırsa siyasete girin. Çünkü umut sizsiniz.

Beni de buradan sonra ilgilendirmeye başlıyor. Politika ile ilgilenince şöyle demiş.

Bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.....

Bugünün gençleri lüks ve gösteriş düşkünü, saygısız, başkaldıran, geveze ve doyumsuzdur. ( Sokrates, M.Ö 470-399)demiş. Milattan öncede gençleri hor görmüşler milattan sonrada. Anlamamışlar gençleri.

Sokratesten,Dostoyevskiye  herkes gençleri beğenmiyor.

Tarihten günümüze kadar maalesef böyle.

Günümüzün söyle bir sözü var. Bugün bir büroda da bu sözü görünce artık bir şeyler yazmak farz oldu. Yazı şöyle.“Z kuşağı” diye bir şey yoktur. Yokluk görmemiş, sınırsız istek sahibi, şükür bilmeyen, şımartılmış bir nesil vardı.


2010’dan sonra doğanlar ise kitapta Alfa nesli olarak adlandırılarak 5 tahmin yapılıyordu: 
1) En girişimci nesil olacaklar. 

2) Teknolojisiz yapamayacaklar, herşeyin kendilerine göre düzenlenmesini isteyecekler. 

3) İnternetten alışveriş yapacaklar. Yalnızlaşacaklar, psikolojik sorunları olacak.

 4) Şımartılacaklar. 

5) Kendilerine yetecekler, iyi eğitimli olacaklar. 

6) Dünya sorunlarıyla ilgilenecekler.

Fakat son zamanlarda özelliklede siyasi  yetkililerin çok dillerine doladığı ‘’Yokluk görmemiş, sınırsız istek sahibi, şükür bilmeyen, şımartılmış bir nesil’’söylemine karşıyım.

Teknofest kuşağını anlamıyorlar. Bizi anlamaları için yokluk mu görmeleri gerekiyor, neyi sınırsız istediler uzaya gitmek istediler de siz roketi verdinizde gitmediler mi, şükrü büyükler öğrettiler de bilmiyorlar mı bir kuzuyla doymayan bizler  avuç içi kadar hamburgere tav oluyor. Bırakın dünyanın kan ağladığı böyle bir zamanda şımarsınlar bence hakları.

Bu gençleri suçlamayı bırakın anlamak için gayret sarf edin.

Cumhurbaşkanı’nın söylediği teknofest kuşağı çok güzel bir isim. Bu gençler roket yapıyor bu gençler uçak yapıyor bu gençler araba yapıyor bu gençler uzaya gidecek.Bu gençler yapay zeka üzerine çalışıyor.Düzce Üniversitesi Teknopark’a gezmeye gidin. Bence fikriniz değişecek.

Açın yolu büyük Türkiye için gençler geliyor, Teknofest kuşağı geliyor. Durduramazsınız.

Hayatı festival gibi yaşayıp teknoloji dediğiniz  internet çağının gereklerini yapan benim ümitli olduğum bir gençlik.

Müzikleri farklı, yemekleri farklı, kıyafetleri farklı biz eskiyiz biz farklıyız.40 yaş üstü biz farklıyız.

Gençler sizi anlamak istemiyorlar bu ihtiyarlar bırakın anlamasınlar. Kafalarına vura vura anlatın kendinizi.

Bizim zamanımızda Osman Öztunç vurdu mu saza Üsküdar yanıyordu Zülfü Livaneli Sazın telllerini leylim ley diye inletiyordu.

Şimdilerde Reymen Tanrı vurdu saza derken kendi kuşağını ne güzel anlatıyor. Bizim tayfa anlamıyor anlamak istemiyor sizi.

Kaç cehennem söndü içimde bilmiyorum

Deli sanıyorlar

Beni arıyorlar

Görenler var mı?

Düşen bu yaprağım gençliğimin rüyasıymış

Kağıda yaza yaza

Hasretim beyaza

Kararı vermişim ben ellerimse kanlıymış

Tanrı vurdu saza

Ölmeden mezara

Bu gençlerden başka gençliğimiz yok. 

Geleceğimiz sizsiniz.

Ve ben size güveniyorum.

Bu ülkede her şeyi siz yapacaksınız bunun için hazır olmalısınız. Görev sizin.  Atatürk, ecdadımızın canlarını ortaya koyarak kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Türk gençlerinin çalışkanlığına ve azmine emanet etmiştir. Nitekim gençlerimiz, geleceğe umutla bakmamızı sağlayan en büyük gücümüzdür. Geleceğimizi Türk gençliği şekillendirecektir ve gelecek gençliğin ellerinde yükselecektir. Gençlerimizin de bu büyük sorumluluğun bilincinde olduklarına inanıyorum.

Siz bakmayın bu  ihtiyarlara…

Ve dediklerine…