• 18.11.2021 14:29

Ebu Hanife  hazretlerinin babası Numan bin sabit hazretleri, gençliğinde bir gün dere kenarında abdest alıyordu. Tam abdest almaya başlayacağı zaman dere sularına kapılıp gelen bir elma gördü. Elmayı nereden geldiğini ve haram veya helal olup olmadığını düşünmeden bir defa ısırdı.

Hikmeti ilahi o ana kadar elmanın ne olduğunu düşünmeye Numan hazretleri, hemen hata ettiğini ve mutlaka elmanın sahibini bulup helal ettirmesinin lazım geldiğini düşündü. Abdestini alıp namazını eda ettikten sonra suyun  geldiği tarafa doğru gitmeye başladı. Elma elinde olduğu halde araya araya elmanın düştüğü bahçeyi ve sahibini buldu.


Bahçenin sahibine meseleyi anlatıp elmayı sadece bir kez ısırdığını ve hakkını helal etmesini istedi. İmam-ı Azam hazretlerinin babasının bu hareketi, elma sahibinin dikkatini çekmişti. Hakkını helal edemeyeceğini hakkını helal etmesi için bazı şartları olduğunu söyledi.

Numan hazretleri ne isterse yapacağını, yeter ki hakkını helal etmesini isteyip şartının ne olduğunu sordu. Elma sahibi de, hakkını helal etmesi için iki sene bahçesinde çalışması lazım geldiğine ve kendisine iki yıl hizmet etmesini şart olduğunu söyleyince, Numan hazretleri çaresiz kalmıştı; ahirette ceza çekmektense bu dünyada bir şahsa iki sene hizmet  etmek daha iyidir diye düşündü ve şartlarını kabul ettiğini söyledi.

Numan hazretleri, bir elmayı yanlışlıkla ısırdığı için elmanın sahibine iki sene hizmet etmiş ve adamın işinde canla-başla çalışmıştı, iki sene dolduktan sonra adama; zamanın dolduğunu ve artık hakkını helal etmesini istediğini söyleyince, adam, 'yine helal etmiyorum, benim bir kızım var onunla evlenirsen ancak o zaman helal ederim' dedi.
'Olur' dedi. 

Adam yalnız kızının kusurlu olduğunu, elinin çolak, gözünün kör, ayağının topal, başının kel, kulağının sağır  olduğunu söyleyip, iyi düşünmesini ve sonra pişman olmamasını söyledi. Hazreti Numan yine düşündü taşındı 'Ahirette ceza çekmekten iyidir' deyip kızla evlenmeyi de kabul etti.

Düğün yapıldı, nikah kıyıldı, zifaf gecesi Hazreti Numan’a gelinin olduğu odayı gösterdiler. Numan hazretleri içeriye girip içeride kendisine tarif edilen kızın bulunmadığını görünce bir yanlışlık olduğunu zannederek hemen dışarı fırladı ve durumu oradakilere anlattı. Çünkü içeride kayın pederin söylediğinin aksine her azası yerinde genç ve güzel bir kız kendisini karşılamıştı.

Kayın pederi bir yanlışlık olmadığını söyleyerek meseleyi şöyle anlattı:

'Benim kızım kördür, daha harama bakmamıştır. Sağırdır haram dinlememiştir. Topaldır  haram yolda yürümemiştir. v.s.' diye sayıp, 'Senin hanımın o içeride bekleyendir. Allah mutlu mesut etsin' dedi..

Daha sonra yıllar geçip bu evlilikten İmam-ı A’zam dünyaya geldi.

İşte meşhur Elma hikayesi böyleydi.

(alıntıdır)