Aslıhan Tüysüz ‘Siyasette Kadın’ olmayı anlattı

Düzce Son Haber

Aslıhan Tüysüz ‘Siyasette Kadın’ olmayı anlattı
8.03.2024 - 10:01
Kaynak: Haber Merkezi

 

Geçtiğimiz dönem CHP 2. Sıra milletvekili adayı olan ve siyasette ciddi yer eden Aslıhan Akbal Tüysüz, Düzce Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen toplantıya katılarak ‘Siyasette Kadının’ yerini anlattı.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Düzce Şubesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle mini bir söyleşi düzenlendi. Söyleşiye alanında uzman olan kadınlar çağırılarak deneyimleri gençlerle paylaşıldı. Düzce’de iş ve siyaset alanında isim yapan Yasemin Karşlıoğlu, Melek Çağatay ve Aslıhan Akbal Tüysüz kadınların toplumda, iş hayatında ve siyasetteki yeri hakkında konuşmalar yaptılar.

Kadınların siyasette yer alma sürecini anlatan Tüysüz, “Siyasi serüvenimiz, siyasi arenadaki çetin mücadelemiz; 15 Haziran 1923 de Nezihe Muhittin’in 13 kadın arkadaşı ile birlikte; “Kadınların haklarını savunmak ve kadınların statüsünü yükseltmek için, bugün burada aldığımız karar ile ‘Kadınlar Halk Fırkasını’ kurduğumuzu ilan ederim” demesi ile başlıyor. Henüz Cumhuriyet Halk Fırkası nın kurulmasına 3, Cumhuriyet in ilan edilmesine 4 ay varken Türkiye tarihinin ilk siyasi partisini kurma girişimini kadınlar yapar. Ancak 9 ay sonra mevcut Anayasa ya uygun olmadığı gerekçesiyle kapatılır ve Türk Kadınlar Birliği adı altında dernek olarak yeniden yapılanır ve çeşitli illerde şubeler açarak faaliyetlerini sürdürürler. Türk Kadınlar Birliği 1927 seçimleri için Cumhuriyet Halk Fırkası listelerinden aday gösterilmeyi teklif ederler , ancak bu teklifleri de reddedilir. Türk Kadınlar Birliği çareyi feminist bir erkeği aday göstermekte bulur, Av. Kenan Bey ile Türk Basını günlerce dalga geçer ve sonunda geri çekilmek zorunda kalır. Bu süreçte Atatürk gerek inkılapları ile gerekse sohbetleri ve yaptığı açıklamalar ile kadının siyasette rol alması noktasında belirgin bir düşünsel birikim sağlar ve kamuoyunu yapılacak yasal düzenlemelere hazırlar. 1930 yılında Kadınlar Belediye Seçimlerine katılma, seçme-seçilme hakkını elde eder ve Sadiye Hanım Artvin Yusufeli Kılıçkaya Belde Başkanlığı nı kazanarak ilk kadın Belediye Başkanımız olur. 1933 yılında Muhtar Seçme ve Seçilme hakkı elde edilir ve Hatı Çırpan ilk kadın muhtarlarımızdan biri olur ve sonrasında da ilk kadın milletvekillerimizden olacaktır. 5 Aralık 1934 yılında ise her kadın 22 yaşında seçmen, 30 yaşında milletvekili adayı olabilme hakkını anayasal olarak elde eder. 1935 seçimlerinde meclise 18 kadın milletvekili girmiştir ve bu rakam % 4,5 e denk gelir, ne yazık ki bu oran 2007 yılına kadar aşılamamıştır hatta bazı seçimlerde % 0,6 a kadar düşmüştür. Kadınların siyasette ve kamuda var olabilmeleri ve ön plana çıkabilmeleri birazdan detaylandıracağım birçok engellere takılmaktadır. Ama yine de bu engelleri aşan kadınlarımıza saygımı isimlerini anarak göstermek isterim” dedi.

İlk kadın siyasiler hakkında bilgiler veren Aslıhan Akbal Tüysüz, “1970 Behice Boran - İlk Kadın Parti Genel Başkanı ( TİP ), 1971 Türkan Akyol - İlk Atanan Kadın Bakan ( Sağlık ve Sosyal Yardım Bak. ) ve 1980 yılında İlk Kadın Rektör ( Ankara Üni.), 1983 İmran Aykut - Seçilmiş İlk Kadın Bakan (Çal. Ve Sos. Güv. Bak.), 1991 Leyla Aytaman - İlk Kadın Vali ( Muğla), 1992 Özlem Bozkurt - Gevrek İlk Kadın Kaymakam ( Çankırı- Orta İlçesi), 1993 Tansu Çiller - İlk Kadın Başbakan, 1996 Meral Akşener - İlk İçişleri Bakanı, 2014 Özlem Çerçicioğlu - İlk Kadın Büyükşehir Belediye Başkanı” ifadelerini kulandı.

Parti Desteğinin Yetersizliği

Kadınların siyasette yer edinmesinde erkek hakimiyetinde olan siyasi partilerin desteğinin önemine dikkat çeken Tüysüz, “Siyasi arenaya giriş siyasi partiler aracılığı ile olur; partilerdeki kapı tutucular adaylık süreçlerinin kontrolünü ellerinde tutarlar. Türkiye de parti içi demokrasi yerine, parti liderinin gücü ve kontrolü ile partinin önemli makamlarını ve araçlarını ellerinde tutan oligarşi yapılar egemen olmaktadır. Siyasal partilerin işleyişi, siyasi anlayışı ve adaylık süreçleri temelde parti liderleri tarafından tasarlanmakta ve kontrol edilmektedir. Siyasal partiler, kendi yönetim ve karar organlarına alacakları kadınları seçerken çoğu zaman kamuoyuna karşı vitrine konacak eğitimli, terbiyeli, bakımlı ve yabancı dil bilen; ancak siyasal deneyimi ve temsil gücü olmayanlar arasından tercih etmektedirler. Liderler tarafından temsilci olarak atanan/seçilen kadınlar ise, genellikle parti teşkilatlarından yetişmemiş, kadın kollarında yöneticilik yapmamış, partinin kadın üyeleri ve teşkilatları tarafından tanınmayan kadınlar olmaktadır. Bu süreçleri kadınların desteksiz geçmesi oldukça zordur” dedi.

Sosyoekonomik ve Psikolojik Engeller

Ekonomik ve psikolojik engellerle karşılaştıklarını söyleyen Tüysüz, “Bu noktada üzerinde durulması gereken en önemli konu kadınların ikili rolleridir. Kadınların ilk ve en önemli sorumluluk alanı aile içerisinde eş ve anne olarak belirlenmiştir. Bu ağır sorumluluk kadınların yoğun zaman gerektiren siyasi faaliyetlere katılmalarına engel olmakta, en azından bu katılımı güçleştirmekte, gerekli siyasi ilişkileri kurabilmelerini zorlaştırmaktadır. Başarılı siyasetçi kadınların evlerine yeterince zaman ayırmadıkları, evlerine yeterli zamanı ayıranlarında siyasette başarılı olamadıkları yönünde algı vardır. Hatta yapılan bazı araştırmalar, kadınların siyasetle ilgilenmelerinin evliliği ve aile kurmayı güçleştirdiği yönündeki algıyı ve korkuyu tespit etmiştir. Bir de siyasetin kirli olduğu ona dokunanın temiz kalmasının güç olduğu, hele hele dokunan kadınsa kendini bu kirden koruyamayacağı algısı vardır. Bir kadın bu alanda ben de varım dediği andan itibaren, oturmasına kalkmasına, sürdüğü rujdan giydiği kıyafetine aile yapısından eğitimine kadar dikkat edilir. Erkeklerin istediği gibi onların istediği ölçüde onların yaptığı siyaseti yaparsanız bazı kapılar açılmakta. Ama öbür taraftan ben gerçekten bir kadın olarak bu halkın asli problemlerini çözmek için bu işe adayım derseniz sizinle aynı alanda mücadele eden diğer erkeklerden daha eğitimli daha donanımlı olmak zorundasınız. Siyasette ya erkekleşmiş kadınlara alan açılıyor ya da erkek egemen siyaseti farkında olarak ya da olmayarak güçlendiren erkek egemen siyasetin piyonu olmayı kabul eden kadınlar daha kolay var oluyor. Kadınları tabandan güçlendirip bizlere dayatılan erkek egemen bakışın karşısında, tek adamlara karşı çok kadın diyerek, kadın bakış açısı ile kadın gibi kadın olarak siyasette var olabilmeliyiz” dedi.

 


Editör: D. Son Haber

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Son Haber (www.duzcesonhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.