• 22.09.2021 11:28
  • (1)

Bir gün ben belediye başkanı olursam, Düzce için ne yaparım diye düşünüyorum...

Hemen aklıma İstanbul Caddesi geliyor. Göreve geldiğim gün İstanbul Caddesi için yeni bir proje yaparak biraz trafiğe açacağım, biraz kapatacağım. Hemen bir bisiklet yolu yapacağım, sonra canım sıkılacak kaldıracağım. Yeni taşlar döşeyeceğim, taşları en sevdiğim kişilerden alacağım. 

Travmay alacağım İstanbul Caddesi'ne. Ama ne elektrikle ne gazla ne mazot yada benzinle gidecek. Düzceliler itecek travmayı. Binlerce liraya alacağım hemde. Sonra canım sıkılacak onu da kaldıracak hurdalığa atacağım. 

Heykeller yapacağım şehrin dört bir yanına. Garip, heykeller olacak. Ne anlama geldiğini kimse bilmeyecek. Banane ki onlar sanat eseri, herkes anlamak zorunda mı? 

Düzce Belediyesi makam odamın önüne havuz yaptıracağım. Ben göreceğim, gözüm gönlüm açılacak. Hemen yanına bir su havuzu, yazılar çıkacak, şekiller çıkacak. Bunlara da onlarca bin lira harcayacağım. 

Eski Düzce Lisesi meydanında bulunan parkı yıkacağım. Yeni yaptığım mekanları eşime, dostuma vereceğim. 

Düzcelilerin Düzce kasrı olarak bildiği Mutfak Sanatları Merkezi'ni yıkacağım. Oraya gökdelen yapacağım. Düzce'yi yukardan izleyebilecek insanlar. Orayı da eşime dostuma vereceğim. 

Parklar sonra...

Görev sürem içerisinde Düzcelilerin çoluk, çocuğunu alıp gideceği bir park bırakmayacağım. Ben burayı yapıyorum diyerek başlayacağım, açılış tarihleri söz vereceğim ama açmayacağım. Şimdi yapılanları da yıkacağım. 

Su ve kanalizasyon alt yapısı boşa yatırım. Trilyonlar yatırsam ne olur ki? Kimse görmüyor. O zaman hizmet yaptığımız anlaşılmaz. Makyaja önem vereceğim. Sular patlasın, yağmur yağdığında şehri su basssın. Ne olur ? Görünmeyen yere, toprağın altına para mı yatırayım? Düzcelilerin her hafta 2-3 gün suları kesilse ne olur? Arada bir sosyal medyadan bir iki serzenişte bulunur, susarlar. 

Kendime en lüksünden makam aracı alacağım. Binlerce liralık arabayı itfaiye öncü aracı diye alıp millette yutturacağım. Sonra arabaya itfiaye öncü aracı yazdırmadan bineceğim. Hatta yeni yapacağım belediye binasının üzerine helikopter pisti yaptıracağım. Helikopter kiralayıp, arada bineceğim. 

Ne kadar eş dost varsa alacağım belediyeye. İş yapmasalar da olur. Oturdukları yerden alsınlar maaşlarını. 

Otobüsleri daha da küçük hale getireceğim. 10 kişilik otobüsler alacağım. Her duraktan 5 dakikada bir geçecek diye söz verip geçirmeyeceğim. Otobüslere özel bilgi güzergah ve saat bilgilerine dair kitapçıklar bastıracağım. Onları da yanlış bastırıp tekrar toplatacağım. 

6 ayda bir özel kalem müdürümü değiştireceğim. Millet memur olsun. KPSS'ye çalışan binlerce gencin hakkına gireceğim. 

Kendime danışmanlar alacağım. Hemde çok sevdiğim ama seçim kaybetmiş danışmanlar. Alacağım danışmanı, alacağım danışmanı. Ama danışmayacağım. Adamların koltuk hastalığı var. Koltuksuz kalırlarsa hasta olurlarsa dayanamam. Dursunlar bir kenarda. En son müdür yaparım. 

Kendime facebook yada diğer sosyal medya mecralarında sahte hesaplar açtıracağım. Millet bana soracak ama onlar cevap verecek. Ben kimseyi muhatap almayacağım. Hatta bazı bana kendini çok yakın hisseden birim müdürlerim belediye adına açıklama yaparak aldığımız kredilere hibe diyebilecek. Kimseye karışmayacağım, herkesi özgür bırkacağım. 

Şehrin gürültüsü muhtemelen kafamı ağrıtır, ben de kültür merkezinde herkesten uzak oturacağım, etrafımdakiler herkese yakın ben uzak olacağım nasılsa bana her şeyden bilgi verirler.


Neyse şimdi belediye başkanı olunca yapacaklarımın yarısı aklımda bile yok. Aklıma geldikçe yazacağım. Ama Atatürk Bulvarı'nın da asfaltını bir kere kazıyacağım. İstanbul Caddesi'ne ayrı bir önem gösteremeye görev sürem boyunca devam edeceğim.