• 13.01.2022 10:16

Bilindiği gibi bundan 3 gün önce 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlandı. Bende 3 gündür bekliyorum ki kim ne yaptı? Ne gibi faaliyetlere imza atıldı? Göreyim de yazayım.

Genelde gazeteciler günü denildiği zaman hemen vilayette ki basın kurumları aranarak kahvaltıya, akşam yemeğine davet edilir, yemekten sonra kalem, ajanda gibi hediyeler verilir. Gerçekçi olmayan tabi basın özgürdür, sakın yanlışları eleştirmekten kaçınmayın denir.

Bu söylemler sadece yazılı basın açıklamalarıyla yapılır, bu sadece o güne özeldir. Hatta o gün bile basının kısıtlanması konusunda aba altından sopa gösterilir.

Sonra bugün basın mensupları açısından özel bir gün değil midir? Kurumlar basının özel gününü kutlamak için kendi mekanlarına yada ev sahipliğinde kendi belirledikleri yere çağırmışlardır. Sözde basının özel gününü kutlayacaklardır.

Hemen hazır basın mensupları buradayken bende yaptıklarımı anlatayım diyerek girerler cümleye ve yaptıklarını anlatırlar. Basın mensubu yine özel gününü unutur, karşı taraftın anlattıklarını dinlemeye ve not almaya başlar. Basının sorunu nedir dinleyen olmaz.

Çünkü zaten BASIN ÖZGÜRDÜR diyerek bir mesaj göndermişlerdir.

Ev sahipliği yapılan yere çağırılır basın mensupları, eleştiri haberlerini kaldırmayan yöneticiler hemen ayar vermeye geçer. ‘Hadi oradan siz gazeteci misiniz?” mesajı verir ve Ankara’da ben ne gazetecilerle çalıştım söylemleri ile cümlesini bitirir.

Ev sahipliğinde basın mensuplarını ezer, geçer. Bu ne Türk misafirperverlik alışkanlıklarına uyar nede siyasi nezakete uyar. Her anlamda uyduruk bir durumdur.

Bilmez ki Ankara’da, İstanbul’da çalışan gazetecilerin kendi dalları vardır. Biri siyasi işlerle uğraşırken, biri adliye muhabiri, biri magazin muhabiri, kimisi ekonomi muhabiridir. Parlamento muhabirleri vardır.

Onların zamanları vardır. Çünkü günde 1 haber yapıp sonuna kadar araştırırlar. Bu haberi yazmak 1 haftalarını alabilir.

Ama yerel basın öyle değildir. Günde 10-15-20 haber yapmak zorundadır. Aradığın kişi telefonuna bakmaz, toplantıda olur yada müsait değildir. Yerel basın bunları bekleyemez. Yoksa zaten kısıtlı olan imkanlarla, kısıtlı olan zamanı kaybolur gider.

Basın yazar, kurum yanlışsa cevabını verir. Buna resmi açıklama denir. Kurum cevap veriyorsa ve basın yayınlamıyorsa zaten o kişilere gazeteci denilmez.

Yani diyeceğim o ki, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü daha geçti. Yine kurumlar davetti, hediyeydi derken basın mensuplarını hazır bulmuşken dertlerini anlattı. Basının derdini dinleyen olmadı.

Umarım bir gün bizim yaşadığımız sorunlarda gerçekten gündeme gelecektir. Merakla o günü bekliyorum

Kalın sağlıcakla….